Eki 1, 2017
214 Views
3 0

Yalnızlık üzerine…

Written by

Derin ve uçsuz bucaksız kuyuların karamsarlıkla boğulmuş köşelerinden umuda sesleniyorum. Bağırıyorum ama cevapsız, saatin bilinçsiz tik takları gibi su damlaları çarpıyor soğuk zemine. Küçük bir çocuk canlanıyor gözümün önünde; insanların bencilliğinden, yakıp yıkmalarından uzak. Elinde birkaç  parça hayal, içinde tüm sessizlikleri yıkan istekler,parıltılar var. Ama bir gün  büyüyor çocuk… Güz vakti yapraklarını dökmüş ve korunmasızlığıyla içine çökmüş bir ağaç gibi hayata küsmüş çocuk. Baskı denen otoritenin demokrasiyi ve hayalleri yıktığı beş harfe sığamayacak kadar derin ve yıkıcı anlamı olan şeyin etkisinde artık. Büyüdükçe ruhen yaşlanıyor, içine kapanıyor, gözleri kan çanağına dönmüş ağlamaktan bir zamanlar hayat tanımı özlemin candan,  sevgiden bir parça olmasından acıyı tadana kadarki sürede nefes aldığını hisseden umutları yıkık çocuğun… Sevmek iki kalbin birbirini  tamamlamasından korkar hale gelmişçesine donuk, siyah  duvarlar odalar dışında insanları da ayırıyor kalplerini simsiyah boyuyor. Gökkuşağından eser yok şimdi. Yerlerde kırılan bir kalbin geride bıraktığı bir kadının  can yıkıcı anıları, saçları… Hiç sevmemiş olmayı isteyecek durumda kadın , oysa adam kırılmamış gibi devam ediyor sanki düşen bir vazoyu yapıştırmış ama bazı parçaları kayıpmış gibi. Gün gelecek adam yoluna çıkan her kadında kalbindeki boşluğu dolduracak bir şey arayacak ama iş işten geçmiş olacak çünkü kadın eskisi gibi değil artık. Acılarından ders almış, yalnızlığın gölgesinde yaşayan ve ruhundan çok acıyı  kollarına işleyen halde. Artık adam dönse de değişmez hiçbir şey. Unutmak, kadının kafasındaki çığlıkları, kabuslarla uyandığı yeri geldiğinde uyuyamadığı ve her zerresinde bir zamanlar sevdiği adamdan bir parça aramasını silecek kadar güçlü değil. Oysa adam bencilliğinin acısını yıllar sonra kadının bitirdiği yerden başlayarak çekiyor. Yalnızlık bu kadar işte harflere sığamayacak kadar dipsiz, bir kalbi kıran bitiren ardından hiçbir şey olmamış gibi diğer bir kalbe geçip titretir, yakar, yıkar. Yeri gelir seviyorum dedirtir, bir çizik daha attırır koluna. Acımaz bir süre sonra çünkü bilirsin ki akan kan artık damara bağlı değildir ; akar, gider, özgürdür artık kadının olamadığı kadar…

Nil Mahan

içimdekileriolduğu gibi döken, hobi olarak genelde üzgünken yazan biriyim.

Latest posts by Nil Mahan (see all)

Article Categories:
Deneme

Comments to Yalnızlık üzerine…

Leave a Comment

error: Siz yazdıysanız, giriş yapıp düzenle sekmesinden kopyalayabilirsiniz.