Kitap Gönder
Tem 13, 2018
126 Views
1 0

Var Olmanın Iki Türü

Written by

Varolmak, tanımı insandan insana en çok değişen fiillerden biri. Kimi insana göre çocuk sahibi olmak, kimisine göre memur olmak, iyi insan olmak, Tanrı’ya uygun kul olmak, işini iyi yapmak, hazlarini tatmin etmek, demektir. Hatta bazı insanlara göre sadece maddi olarak var olmak, elle tutulur, gözle görülür, hissedilir bir vücuda sahip olmak, varolmak için gayet yeterli bir nedendir ve bunun dışında yaptıkları, yaşadıkları tamamen varolmasinin sonuclaridir. Yaşamak varlık olarak yer kaplamak kendinden hiç şüphe etmeden hayatına devam etmek için yeterli sebepleridir.
Fakat tüm bu tanımlamaları belli bir seviyede kabul ederken, genel olarak iki ayrı, insana özgü yeni tanımlama yapmak istiyorum. İkisini de dilim dönünce basit bir şekilde açıklamaya çalışacak, yazdığım her kelimenin bütün okuyucuların aklına aynı anlamı getirmesini de umacagim.
Var olmak, klasik anlamıyla bulunmak kelimesinden farklı olarak, biz insanlarca kendimizi yaşadığımıza ikna etmek, ya da başkalarını buna ikna etmek, umursanmak, boşlukta kapladigimiz yeri (Bulunmak anlamiyla) boş yere kaplamadigimizi kendimize ve topluma kanıtlama çabamızdır. Gerçekte, bulunmak olan var olmak zaten elimizdedir. Bunu doğarken zaten elde ederiz. Asıl amacımız var olmak değil kendimizi var etmektir. Psikolojik, sosyolojik, felsefik kısaca insanî her anlamda ve alanda kendimizi yaşatmak, sahip olduğumuza layık olduğumuzu da göstermektir.
Bunun iki türlü yapan iki türlü insan vardır.* İlk olarak kendini bir şeylerle var etmek, ikincisi ise kendini bir şeyler üzerinden var etmektir.
Birinci küme benim açımdan diğerine nazaran daha geniştir. Çünkü burada hem sıradan hem sıradan olmayan türden, çeşitli insanlar vardır. Burada sıradan ya da değil bu kümedeki insanların diger kümedekilerden daha iyi hatta psikolojik durumlarının da daha sağlıklı olduğunu söylemekte fayda var. Sonuç için de bir kaç cümlelik yer bırakarak sırasıyla bu iki türü açıklamaya çalışayım.
Kendini bir şeylerle var etmeye çalışan insanlar, hayatlarını küçük ya da büyük bir amaca göre yaşayanlardir. Bu grup insanları dünyayı nasıl görüyorlarsa, bu görüş üzerinden kendini dışarıya anlatmanın yolunu bulmaya çalışırlar. Örneğin bir üretim yaparlar. Kendi becerileri ve dünyaya bakışları sınırları içersinde herhangi bir yolla “Ben buyum, buradayım, varım!” mesajını vermek için bir “şey” meydana getirirler.
Mesela, bir sanat eseri, bir bilimsel çalışma bu grup insanının en değerli meydana getirdikleridir. Bir ressam, bir şair, yazar, kimyager, mucit vb bu gruba dahildir. Tabi ki bunun dışında, zevk olarak cok buyuk sanatsal değeri olmadan kendi çapında, bazen bir blog da ya da sadece arkadaş çevresinde , hatta sadece saklı tuttuğu bir defterde de bu tür calismalar meydana getiren insanlar vardır. Onları bu üretimleri de tıpkı diğer daha yeteneklilerin yaptıkları türündendir, fakat değerleri ve baglamlari farklidir. Ayrıca sadece kendi bahçesinde ya da balkonda çiçek yetiştirerek, çocuklarına en iyi bakmaya çalışarak, yaptığı işi sevip en doğru şekilde görevlerini yerine getirmeye çalışarak, okuzlerine herkesten erken yem vererek vb kendini var edenler bu grubun içerisindedirler. Genel itibariyle ya kendi çapında ya da dünya genelinde belirli bir güzellik yaratan insanların bu grubun genel karakteristigini oluşturduğunu söyleyebiliriz.
Diğer taraftan bunların karşıtı olarak nitelendirilemeyecekse de, ikinci grup ilkinin olumlu hiç bir niteliğine sahip değildir. Kendini bir şeyler üzerinden var etmeye çalışanlar, genel itibariyle narsist, küçük sorunları bile kendi iktidarları meselesi haline getiren, herhangi bir yerde sürekli insanlar üzerinde iktidar kurmaya calisarak, katı, kendi ağzından çıkan herseyin değişmez bir doğa kanunu olarak sayan sözlerini geçirebilir sürece var olduklarını düşünen, genel olarak sığ ve hastalıklı psikolojiye sahip kişilerdir. Bu insanlar, onlara verilen en ufak çalışma alanını bir güç mücadelesine dönüştürmeye çalışır, kendilerini illa hükmeden rolüne koyar ve kendilerince bu küçük basit ve hastalıklı ihtiraslarini, tatmin edince var olduklarını hisseder, böylelikle digerlerinden (üzerinde tahakküm sagladiklarindan) daha üstün olduklarını düşünürler. Küçük yahut büyük hayatın her alanında emir veren oldukları sürece yasiyorlardir. Bunu gerçekleştirebilmek için herhangi bir şeyi yikmaktan da çekinmezler.
Özetle, kendilerine verilmiş görev, ya da kendilerine mal olduğunu düşündükleri gorevleri yerine getirmek için altında çalışanlara sürekli bir unvan farkı gözeterek, insanları esmeye çalışan, biat ettirmeye ugrasan kişiler ile kendi çapında, kendi çevresiyle uyumlu ya da kendiyle en azından daha barışık ve kimseye zarar vermeden, hatta küçük bir güzellik ve iyilik kattığı da iddia edilebilen kişiler , bu var olmanın mücadelesini ayrı kulvarda ama aynı amaçla yapmaktadırlar. Hangisinin daha akla uygun, daha yararlı, ilerici, konstrükstif olduğu apaçık ortada.

*İki tür insan var derken, elbette not etmem gereken küçük bir nokta var. Bazı insanlar için herhangi bir şekilde var olmak, kendini ikna etmek, kanıtlamak gibi bir durum söz konusu degildir, hiç olmamıştır. Onlar zaten yaşadıkları için günlük bütün rutinleri yerine getirir, bunlardan şikayet etmez, ya da yaptıkları hiç bir işi özel bir anlamları yapmazlar. Onları zihnin rahatlatmaz, çünkü rahatsız değillerdir. Bu insanların da sayısı epey fazladır.

Latest posts by hasimcevik (see all)

Article Categories:
Deneme · Edebiyata Dair

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.