Kitap Gönder
Kas 2, 2015
976 Views
0 0

Paranoyak

Written by

     Dünyanın kendisi kadar eski bir hikaye bu. Tahmin edebiliyorum ne ile karşı karşıya olduğumu. Korkma, anlatmaya devam et. Bu kadar şarkı, bu kadar şiir boşuna mı yazıldı? Hangimiz filmlerlerdeki gibi kusursuz aşklar istemedik? Sen anlat sadece. Söyle bana neden “o”, bu kadar insan arasından ve anlat bana acısıyla, tatlısıyla; kelimeler yetmez ya, sen yine de dene. Bana bilmediğim şeyler söyle. Öyle bir anlat ki sevmeyi öğrenmek için bir başkasına ihtiyacım olmasın. Her şeyi öğret bana; çünkü…

Her şeyi öğret bana; çünkü ben korkuyorum. Anlatamamaktan korkuyorum. Biliyorum, yetmeyecek. Ne yaparsam yapayım yetmeyecek. Anlatamayacağım kendimi ve sonunda kendimle başbaşa kalacağım. Daha önce hiç ağladın mı?

Anlamıyorum. Bir varlık nasıl olur da elinde olmadan, kendisi dışında bir varlığı bu derece sahiplenebilir? Böyle bir durumda hissedilen duyguların herhangi bir esrime halinden farkı nedir? Çocukluğumuz boyunca hep mutlu biten masallarımız, beyaz atlı prenslerimiz, uyuyan güzellerimiz… Biz neden bu kadar zayıfız? Küçüklüğümüzden beri neden hep başka bir beden, bir kurtarıcı, bize ait bir mesih arayışı içindeyiz? Bedenlerini sevdiğimiz gibi hayallerini de seviyor muyuz o insanların? Sevgiyle doğuyoruz, sevgiyle ölüyoruz. Masallardaki hayatlar bize anlatılan mutlu sonlara kadar mı?

      Uyuyamıyorsun değil mi? Yatağında değil de boşlukta gibi hissediyorsun? Uçup gidiyorsun yavaşca gökyüzünde, onu arıyorsun; hatıralarını arıyorsun. Her şeyi başa sarmak istiyorsun. Yüzünü bir daha görmek istiyorsun. Yetmeyecek biliyorsun; ama yine de görmek istiyorsun. İçten içe yok oluyorsun. Bağlanıyorsun. Paranoyaklaşıyorsun. Tutkuların saplantı haline geliyor, reddediyorsun. Alev alıyorsun. Yandıkça yanyorsun. Saniyelerin kısalıyor. Yoğunlaşıyorsun. Hissetmeye başlıyorsun. Hislerin keskinleşiyor, engelleyemiyorsun. Büyüdükçe büyüyor, güçlendikçe güçleniyor değil mi? Artık bütün şarkılar anlamlı geliyor ve herhangi bir köşe başında ona rastlayabilirsin sanki. Vazgeçemiyorsun. Gözün onu arıyor her yerde ve aslında her yerde de o var değil mi? Dünyadaki bütün kadınlarda bir parça ondan var.

Ezberliyorsun. Ne giydiğini, nasıl yürüdüğünü çok uzaklardan bile ayırt edebiliyorsun. Nasıl güldüğü veya konuşurken kafasının nasıl haraket ettiği beynine kazınıyor. Planlar yapıyorsun değil mi? Onu nasıl etkileyeceğini, onunla nasıl konuşacağını, nasıl davranacağını hesaplıyorsun. Ona doğru yürüyorsun, o da sana doğru geliyor, konuşmaya hazırsın. Bir şeyler yap artık, durma, susma, adım atma, biraz daha git, dur, kafanı kaldırma, hemen yüzüne bakma, gözlerine sakın bakma… Gözlerini görüyorsun. Unuttun her şeyi değil mi? Orada değilsin sen artık. Başka bir dünyadasın. Kendi masalında, mutlu bir sondasın.

Tek bir kelime istiyorsun değil mi? Ama onun dudaklarından istiyorsun. Duymak istiyorsun. Adını söylesin istiyorsun. Hep adını söylesin. Hep kafanı çevirmek zorunda kal ona. Bir zehir gibi kanında akıyor. Ondan kopamazsın. Ondan vazgeçemezsin. En büyük zaafın karşında duruyor. Sana bakıyor, gülüyor. Sen her yerdesin o an: hem gökyüzünde hem yerde. Her yerdesin. Daha önce birini sevdin değil mi?

Kerem Orhan

Yan flüt çalmayı sever, azıcıkta mimardır.

Latest posts by Kerem Orhan (see all)

Article Categories:
Deneme · Hikaye Öykü

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.