Kitap Gönder
Eyl 9, 2018
94 Views
0 0

Ölesiye Bir Yokluk

Written by

Dapdar, etimle tırnaklarımın arasındaki boşluk kadar dar bir sokakta

Rüzgarda savrulan eski bir panjur gibiyim

Boyalarım çürümüş, paslanmışım

Bilmiyorum kaç yağmur damlası yemiş

Gözlerini almasın diye kaç Yaz Güneş’ini içmişim

Saate bakıyorum

Durup durup ansızın

Koşar adımlarla yürürken bir caddenin ortasında

Akreple yelkovanın birbirini kovalayışını

Birbirinden kaçışını izliyorum

Koşar adımlarla

Koşuyor muyum zamanın uçurum kıyılarına

Kaçıyor muyum zamandan

Zaman mı geçiyor

Ben mi geçiyorum zamandan

Duvarlara çarpıyorum

Eski, yıkık dökük, boyaları kir tutmuş duvarlara

Camı kırılıyor saatimin

Kırılınca daha mı yavaş geçer zaman?

Duvarların üstündeki hikayeler toplasan

Bir şiir etmeyecek

Ve sen duruyor musun?

Paslanmış demirlere, yırtılmış afişlere bakakalıyorsun

Gökyüzü yırtılıyor

Takvimden bir sayfa daha yırtıyorsun

Her akşam oturduğun o masada, o sandalyede, o köşede

Şiirler okuyorsun, sessiz şiirler

Yalnız şiirler

Artık kimsenin okumadığı şiirler ve

Artık kimsenin okumayacağını bildiği şiirler yazıyorsun

Sessiz çığlıkların olan kelimeleri bir araya getirip

Bir de adına şiir mi diyorsun?

Zamana serzeniş ediyorsun

Akrebe, yelkovana

Geçiyor diye

Geçmiyor diye

Gözyaşlarına akıyorlar diye

Serzenişlerin akamıyorlar diye

Rüzgara serzeniş ediyorsun

O okşayabiliyorken saçlarını sen nefesine bile çarpamıyorsun

Dudaklarına değen bira bardağına

Cam nasıl dudaklarından daha sıcak olabilir

Serzeniş ediyorsun

İçi üşüyor, ısıtamıyorsun

Dokunduğu, dokunabildiği her şeyden,

Herkesten nefret ediyorsun

Öyle yoksun

Ölesiye yoksun ki

Yoksun ne zamanın

Ne de bu şiirin içinde.

 

 

Latest posts by tugbakalpak (see all)

Article Categories:
Edebiyata Dair

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.