Haz 8, 2016
1205 Views
0 0

Kendinize İhanete Gece Gerekçe midir?

Written by

Bazen gece başımızı yastığa koyduğumuzda gelir aklımıza, ne kadar istemediğimiz şey varsa yapmışızdır o gün boyunca. Temizlik , alış veriş , iş vs. Yorulmuşuzdur. Kendimize ayıramadığımız zaman rahatsız eder ara ara. Ya ben der insan, kendim için ne yaptım. Hafif bir yılgınlık, belki de yarınında böyle geçme ihtimalinin stresi belirir hafifçe. Beynimizde yapmak istediklerimizle, günlük hayatta yaptıklarımız arasında; kocaman bir açı vardır.Bu açıyı küçülmenin yollarını daha önce aradığımızdan ve başaramadığımızdan dolayı, yeltenmek bile istemeyiz tekrar.
Ertesi gün uyanacağımız ev –iş- alışveriş üçgenine ,küçük bir adrenalin olsa diye geçer yüreğimizden. Ama ne çare programlıdır yaşam bizlere. Aralara sıkıştırdığımız “bu bana özel” dediklerimiz nefes aldırır zaman zaman . Rollerimizi oynadıkça seviliriz , sayılırız ,taktir görürüz.  Monotonluğu yaşayan siz, monotonluğunuzdan küçük renkler alan çevreniz. Düşünürsünüz gece gece; aklımdakileri mi? azaltsam, yaptıklarımı mı? çoğaltsam diye. Aklınızdakileri azaltsanız kendinize ihanet, yaptıklarınızı azaltsanız çevrenize ihanet, yaptıklarınızı artırmaya kalksanız buna zamanınız yok. Dolayısıyla minimal stresler zorunlu arkadaşınız olur. İsteklerinizden vaz geçmek kendinizden vazgeçmek gibidir bazen. Yaşamın kısalığıda ayrı bir konu zaten.
Yıllar geçtikçe alt yapı sorunlarını çözmüş olan bizler, hayatın daha hafif , daha uzun; daha bize çalan ve çalışan saat gibi olacağını düşünmüşüzdür hep. Hayalkırıklığı burda başlar aslında. Eyvah ömür gidiyor, bizi bırakıp nereye gidiyor; dersiniz. Zamanın giderken sizi de götürdüğünü ilerleyen yaşlarda anlamış olursunuz. Oysa ki; daha gezecektik, uzun tatiller yapacaktık…siz yirmi yaşınızdasınız hayat kırk. Nasıl olacak bu anlaşma. Hayatla pazarlığa oturmakta çare değil , daha önce oturmuşsunuzdur zaten ve o size çalış demiştir . ilk eli orda kaybetmişsinizdir. “Yenilen oynamaya doymaz” derler ama, ilginç bunu tezi bozan tek olgudur hayat. Cesaret edip tekrar pazarlığa oturmak , restleşmek bile on kez düşündürür insanı. Monotonluğun verdiği vazgeçmişliğin ilacı yoktur bu yüzden.“ Ya düşündüklerini azaltacaksın ya da yaptıklarını artıracaksın.” o zaman çözülür belki,
denemek lazım. Zaman çalmak lazım bir yerlerden. Hırsız da yaparmış yaşam insanı. Kendimiz için çaldığımız on dakikalar, bir saatler ,iki günler kadar ömrümüz aslında. Diğeri bize biçilen rollere ait ömür. Bunu farketmektir monotonluğumuzu kıran enerji veren. En pahalı hediye , başkalarına ayırdığımız özelliksiz zamandır belkide. Kendinize ayırdığınız zaman içerisinde kendinizi daha çok tanırsınız, “kişi tanıdığı kadar severmiş”; kendini tanımadan kendini sevmen imkansız oluyor buna göre. Çok fazla ben ben ben diyen cümleler oldu belkide. Ama bi düşünün çok fazla siz, biz, sen sen diyen cümleler kurmadınız mı bu güne kadar?.

Mefi

Eli işte gözü işte. Dili ballı. Mecburen Ankaralı. Eğitmen Anası babası. Mert açık sözlü dürüst dünyası. Kankalarım beni böyle tarif ettiler.Dahası...

Latest posts by Mefi (see all)

Article Categories:
Hayata Dair

Comments to Kendinize İhanete Gece Gerekçe midir?

  • Bazi zamanlar, karsiliksiz olarak neden bu kadar yazi yazmak istedigimi dusunmek en buyuk aci, en buyuk izdirap olmustur. Ozellikle anlattiginiz yasamin zorunlu kisminin altinda kaldigim gunlerin aksaminda, rahatlamanin yalaninda bir kadeh sarap ya da daha serti ile avunurken, elim kaleme varmaz. Neden birileri okusun diye yazayim. Neden oturayim iki kambur, iki muhabbet varken dostlar arasinda , sikintilarim icinde kelimeleri dokeyim kagida. Bir Hatice bir Ali okusun diyemi. Sonra yazmanin anlamsizligi icinde suphelerimle kalir sizar giderim geceye. Sabahin ucan kuslari ile yine neselenip kalkinca gune, karisirim rituellere. Ne farkeder, ha patron olmusum is pesinde dunyayi dolasmis, ya da irgat tarlada yada asker olmusum silah omuzda. Istem disi degilmi hepsi , istedigimin disinda degilmi yaptiklarim. Ha evde yemek, ha iki gobekli ile lokantada yemek. Yine aksam ayni aksam ve takaatimi kesen yildiran siradanliklar.
    Ve derim neden yaziyorum. Kendim icin mi cekiyorum ama okusunlar istiyor gonul. Yoksa el gitmiyor dogruya dogru simdi.
    Ve yasami boldum parcalara. Karistirmadan. Etkilemeden birbirine . Ogrendigim ve bildigim zahiri dunya ne benim ne de yuregim. Tek bir manasi yasam ile savastigim kisim. Ben bu degilim. Yuregimi birakamam altinda bu yasam savasinin. Dertler benim degil,….. yasamin. Sikintilar olumler benim degil….. yasamin. Ben yasamin degilim. Ve olmayanlar icin yasarim. Ve yazarim. Onlar icin. Ever kendim icin ama birde yasamdan kurtulmak icin. Evet yasam yasamak degil. Ben yasamak degilim. Ben sonsuzum. Ve sonsuzluk tek olmuyor. Yasamdan borc alan ben degilim, Sen degilsin. Biz sonsuzu yaklamak icin kendim icin dedigimde yarattigimiz ozumuzu koydugumuz zahirin diger tarafinda yasayanlariz.
    Tek bir sarti var esaretinde kalmamanin yasamin,
    Olumler de benim degil, sevdalar da.
    Kagida dokulen tasinan sonsuzluga ne varsa.
    Iste her sey o iki kelime.

    issemre 8 Haziran 2016 09:33
    • issemre değerli vaktini ayırıp okuduğun için teşekkür ederim. Çok güzel dile getirmişsin duygu ve düşüncelerini. Bence de fazla kayboluyoruz hayatın içinde. Monotonluk zaten cabası. Fakat yetişkin hayatı bu galiba. Zaman fukarasıyız. Kendimize ayıracak zamanımız o kadar az ki. Beni de yazmaya kuzenlerim teşvık etti. Amaan yazsam ne olur ki Ayşe Fatma okusun diye mi derdim. Sen yaz kimse okumasa da biz okuruz diyorlardı. Arada bir yanıma gelip bak bir çok okuyan var diyorlardı. Onların bunu söylemesi hoşuma gitti ama açıkçası etkilemedi çok fazla fakat önemli bir şeyi fark ettim okunmasından ziyade olayı aslında ben yazarken yaşıyormuşum. Her kelimede bana ait bir şeyler olduğunu biliyordum. Sonra çantamda bir defter kalem gezdirmeye başladım. Aklıma gelenleri o an kaydetmek için.
      Yazı kurgunuzu çok beğendim . Yakından takip etmeye çalışacağım. Ayrıca dilinizi çok iyi kullanıyorsunuz. İnşallah bir gün tanışmakta kısmet olur. Tekrar teşekkür ederim. Hoşça kal.

      Mefi 9 Haziran 2016 09:27
      • Cok sagolasin.
        Insanlara ihtiyacim var. bir harf, bir kelime ile ilham olacak, yakalayamadigim tarafindan yasami gosterecek.
        Insanlara ihtiyacim var. kelimelerin, harflerin neden yaratildigini bana gosterecek. Ekmek istemek, su icmek icin degil cunku kelimeler.
        ilk kez soylendiginde elvada, karsiligi yoktu ne tanrida ne de dogada.
        Tas vardi, doymakta, saldirmakta. Bir geyik kadar konusabilecek isek neden harflere ihtiyacimiz var. Biz de kukreyelim korkutarak ve yemek isteyelim, yada ellerimizle su isteyelim.
        Yok reddediyorum insanciklari. Su icin ekmek icin harfleri kullananlari.
        Bana insan lazim. Elvedanin anlamini tasiyacak cumleler kurabilen, yada tanimadiklarinin uzuntusunu tasiyacak binlerce mil oteden.
        Bu yuzden inan ihtiyacim var bu yolda olanlara. Sana, ona ve digerlerine.

        Yurtdisinda olmanin sikintisi iste bu. Gonul dostlarina ulasamamak.
        Turkiye donusu selamlarini almak cok guzel olacak.
        Yurek dolusu tesekkurler.

        Bazi yazilarim duz yazidan ziyede siirsel anlatim amacli anlasilmasi zor bir hal aliyor. O yazilarimin kusuruna bakma. Ama yazilarda bir ahenk bir siirsellik tasimak istiyorum. Buda hic kolay olmuyor.

        issemre 9 Haziran 2016 09:49
      • Ben çok sevdim tarzını . Takip ediyorum . istersen mailimede yazabilirsin.Seni tanımak isterim kalem dostum . neredensin yaş kaç vs. hoşça kal güzel insan

        Mefi 9 Haziran 2016 09:54
  • Selamlar. Simdilik Moskova`da bulunuyorum. Otuzu devirdik. Kesinlikle ayni dili konustugum insanlar ile konusup dertlesmek isterim. Mail adresini bulamadim ama benimki issemre@gmail.com.
    Saygilar, sevgiler.

    issemre 9 Haziran 2016 15:30
    • Mefi 10 Haziran 2016 09:39
      • Kadınlarla ilgili bir şiir yazdım, bıraz isyankar oldu ama yılda bir gün kutlamak anneler yada kadınlar gününü bize pek bişey katmıyor diye düşünüyorum. Görüşürüz.

        Mefi 10 Haziran 2016 09:41
  • Siirini okudum,
    Isyaninin hakli durusunda, yazmak istediginden daha yogun hisler duydum.
    Yazmak istedigin konuda ki isyanin daha derin olmali. Tum kadinlar, Guzel kadinlar.
    Hissettiklerim yasadiklarimdan aldiklarim degil sadece. Su an bile yasanan katlanilmaz acilarin devam etmesinden geliyor. Bunun ile ilgili olarak bana vermis oldugun ilhami hakki ile bugun yarin siirinin devamina ekleyecegim buyuk bir zevkle.
    Cok kahrolunacak bir konu,
    Sagolasin ilham perisini cagirdin yanima,

    issemre 10 Haziran 2016 10:30
    • Çok tatlısın sağol. Bırde hazin bir ayrılık şiirim vardı onu da oku bakalım ne hissedeceksin. Yardımların için teşekkürler.

      Mefi 10 Haziran 2016 10:48
  • Yaziyi ekledim konundan ilham alip izninle sayfaya. En son yazdigim. Bir yorum yazarsin umidi ile.

    issemre 11 Haziran 2016 12:25
  • Yazının başlığını söylesene hangi yazı . baktım en son yazına O mu ? Başlığını söylersen daha net olur , yanlış yazıya mı baktım acaba

    Mefi 14 Haziran 2016 09:36
  • Selamlar,
    Haklisin. Ben bilince dunya biliyormus gibi oldu.
    Ask yoksa, Cehennem var ` yazisi.
    Kadin uzerindeki yanlis aligiyi aciklamak istedim.
    Kadin demek ask demek. Analik ask demek. cocuk sahibi olmak ask demek.
    Ask yoksa kadin yok. Kadin yoksa cehennem var.

    issemre 14 Haziran 2016 10:31

Leave a Comment

error: Siz yazdıysanız, giriş yapıp düzenle sekmesinden kopyalayabilirsiniz.