Ara 4, 2017
133 Views
1 1

Çocukluğum

Written by

Takvimler yırtık, saatler kayıp,  tarihten çalınmış bir gündü.
Bilinen teklik yağmurdu. Kararsız bir yağan,  bir duran, bir coşan, bir durulan.
Acıdan doğma bedenlere çarpan damlalar. Doğanın gözyaşları. Benim saflık arayışım, inancım.
Hafif bir nefes veriyorum. Gözlüklerim buğulanıyor. Artık etrafımdaki et yığınlarından farkı olmayan bedenler ile aramda onların bile bilmediği sisli bir perdem var.
Duygularıma çekemeyeceğim, bedenimi örtemeyeceğim kadar küçük, ruhumu hapsedecek kadar büyük, boşluklar yaratacak kadar derin sisli perdem.
Bir nefes daha veriyorum kaybolmak üzereyken. Bu sefer daha uzun ve daha sıcak.
Daha zorluyorum nefesimi. Ama başarıyorum. İncecik olsa bile bir öncekinden daha kalın, daha uzun süreli bir sisten perdem var.
Ruhumu onlardan ayıran gözlüklerime minnettar oluyorum.

İyi ki diye fısıldıyorum kendi ruhuma. İyi ki benimlesin.
Gerisi bilindik. Ezberlediğim sokaklarda yürüyorum. Ezberlediğim insanların yüzüne yüzüm çevriliyor, dudaklarım rolü üstleniyor.  Omuzlarım hafifçe olduğundan biraz daha çöküyor, yorgunum demeye getiriyor işi. Gözlerim soğuktan biraz daha sulanıyor, kaşlarım çatılıyor. Başım ağrıyor, belki okuldan geldim diye yorgunum.
Sebebin, benim bile bilmediğim sahte bir yorgunluk var. Bedenim benden habersiz işbirliği yapıyor ruhumla. Şaşırıyorum, bedenimin ruhuma uyum sağlamasına değil ama. Bunu ilk defa fark etmeme.
Aslında tüm olan buyken, bunu bilmeden yaşadığıma şaşırıyorum.

Ne çok şaşırdım değil mi? Üzerimde benim bile bilmediğim bir yorgunluk ile adımlarımı kaldığı yerden sonuna götürmek niyetindeyken, karşıma çıktı. Başından beri anlatmak istediğim adam.

Gerisi alışılmadık. Sen tam adımlarımın bittiği yerde duruyorsun, ben nefesini hissedecek kadar uzakta. Sen gözlerimi arıyorsun, ben saçlarımı dağıtıyorum. Bendeki dağınıklığı sana yorumlama diye. Güçlüyüm ya, öyle bilmelisin beni.
Bakmıyorum ama görüyorum. Nasıl olur diye sorma, bilmiyorum.
Dudakların aralanacak bir şey söyleyeceksin, dışarı bir nefes veriyorsun onun yerine.
Bana dakikalar geçmiş gibi geliyor, dakikaları saatler kovalamış gibi. Saatler yerini yıllara bırakmış, ben yalnız yine o kaldırımda daha yaşlı biliyorum kendimi. Yıllar sonrası diyor kalbim aklımla işbirliği içinde.
“Yıllar sonra yine Moda kaldırımlarında…”
Oysa sadece saniyeler geçmiş. Ama diyorum ya aklım kalbimle işbirliğinde. İzlediğim filmler geliyor aklıma.
Şimdi kız dönüp gidecek, hiçbir şey vermeden daha fazla tükenmeden. Film siyah bir ekrana boğulacak.
Senin gözyaşların süzülüyor, daha sonrasını hayal edecek durumda değilsin. Aşkı gördün, filmlerdeki aşkı.
Sanki hayattan alınmamış gibi filmlere ait görülen aşkı. Biraz kendine gelince, gideni düşünüyorsun. Ne aptalca! Öldürdü kendi dünyasını!  Aşık olan yapar mı? Durur mu diyorsun, gülüyorsun. Az önce o aşka ağlamamış inanmamış gibi, şimdi yalancı biliyorsun.
Güldüğüm o sahneler, ben olsam yapmazdımları tüketmeme rağmen son bir sahne geliyor işte aklıma.
Terslik bu ya bir anda kaçırmıyorum gözlerimi, gözlerine karşılık gözlerim.
Dudakların aralanacak, umut buldu. Benim düz çizgi olmuş dudaklarımda, kızarmış burnumda, eskisi gibi parlamayı umut eden gözlerimde.
Ama geç kaldın sevgilim.
Dudaklarım yukarı kalkıyor, uzanıp öpüyorum usulca kızarmış yanağından. (Sadece sol yanağın, diğerine cesaretim yok.)
“Çocukluğum” diyorum sana, bana, kaldırımlara.
Birçok şey anlattım görüyorsun ya sana.
Adımlarım seni geri de bırakırken, kalbim kabulleniyor.
Çocukluğum.

Kıyamadım işte yine. Döktüm kelimeleri önüme, ayıkladım. Uzun sürdü ama yine gülümsetti.
Şimdi son diyeceğim. Sahi son mu bilmiyorum.
Ama öğrendim.
Aptalca olanı öğrendim.
Yalancı demiştim ya.
Değilmiş.
Gidenin hayatı duruyor sanırdım. Cümlesi konulmuş, nefesi tükenmiş.
Öyle değilmiş.
Kaldırımları ezberliyormuş, gidiyormuş bir daha hiç durmadan, duramadan.

5:36

Dilara Hergenc
Dilara Hergenc

Latest posts by Dilara Hergenc (see all)

Article Categories:
Deneme

Leave a Comment

error: Siz yazdıysanız, giriş yapıp düzenle sekmesinden kopyalayabilirsiniz.