Upload
Oca 27, 2017
528 Views

Bir Kahve.

Written by

Derler ki: “bir kahvenin 40 yıldır hatırı vardır.”.
Peki sorarım size bayım :
-40 kahvenin 1 yıllık hatırı yok mu?
+Bilmem, ama böyle sorduğuna göre maalesef yok demek zorundayım. Çünkü biliyorum “bilmiyorum” dersem seni belirsizliğe itmiş olurum. Ve yine biliyorum ki, bu hayatta en nefret ettiğin şeylerden biri bilinmezlik. Ve açık uçlu cevaplardan nefret edersin. Hatta en nefret ettiğin cevap “bilmiyorum”dur senin. Evladım, cevabım hayır. Hadi dök içindekileri bakalım.
-Bu saçma düzenin bir parçası olmuşuz, hepimiz bayım. Evet, hepimiz suçluyuz bayım. Bu kirli, saçma düzenden nefret edip hepimiz bunun bir parçası olmuşuz. Bir parçasını oluşturur olmuşuz. Bütün kinim, nefretim buna değildir bayım. Daha anlatılacak çok şey var da bu konu hakkında neyse boşverin bayım, konuya geleyim. Kısa keseyim. Biliyorum uzattıkça sıkılıyorsunuz. Çünkü hiçbirinizin vakti benimki kadar değersiz değil. Hepiniz o değerli vaktinizden sadece birkaç dakika ayırabileceksiniz bu saçmalığa. Başlayayım mı bayım? Esas konuya geçeyim mi artık?
+Geç bakalım evladım. Dök içini de birlikte toparlayalım diyeceğim ama, yine maalesef ki biliyorum, sen dağıtınca toplamak mümkün değil.
-Her şey 2011 yılında başladı bayım, biliyorsunuz. 2012 yılını da niye bu kadar sevdiğimi biliyorsunuz. Hala neden takvimimin 2012 de olduğunu bilmeyen kalmadı. O kısımları da atlayarak başlıyorum.
-Olmadı bayım. Yine olmadı. Ne yaparsam yapayım olmuyor. Hep geç kalıyorum. Biliyorum bunları çok söylüyorum. Ama lanet olsun, yine biliyorum ki, ölene kadar bu cümleleri kuracağım. Yıllar önceydi. Sizin takviminiz 2014’ü gösteriyordu bayım. İstanbulda’ydık. Yani ben her zaman ki gibi İstanbulda’ydım. O yıl tanıştım onunla. Neden, nasıl tanıştım? Boşverin bunları bayım. Bunlar gereksiz ayrıntı. En başta onunla tanışmamak istemiştim, gerçekten. Onunla takılmak işkence gibiydi. Nasıl oldu da onsuzluk işkenceye döndü? Asıl hikaye bu bayım. Kahveniz soğumasın bayım, dinlerken içmeyi ihmal etmeyin. Bakın bayım, tam şu an oturduğumuz masadaydık. Sağınıza bakın, o koltukta o, solunuzdaki koltukta ise ben oturuyordum. İlk defa ona karşı bir şeyler hissetmeye, yeniden birine karşı bir şeyler hissetmeye, başladığım yer. İşte tam o sandalyede oturuyordum. Sigaramı yakıyorum onun gözlerinin içine bakarak. Kendi sigaram yanınca çakmağımı ona uzatıyorum. O da kendi sigarasını yakıyor. Evet bayım. O da yakıyor. Belli, o da benim gibi bir şeyler yaşamış ve kaybetmiş. Gül’üm gibi değil. Benimle tamamen zıt bir karakter değil, tıpkı benim gibi. İlk defa yalnız buluşmuşuz. Tahmin edeceğinizin tam tersine bu buluşmayı ben ayarlamadım, o ayarladı. Lanet olsun, benden daha akıllı (+1). İlk baş başa kahvemizdi bayım. Kırk yıl hatırı var sandım, nereden bilirdim onla daha çok kahve içebileceğimi? Ve bunların hiçbir hatırı olmadığını. Duygularımdan emin olamıyordum. Çok karmaşık bir süreçten geçiyordum. Hayatımın çok saçma bir anında karşılaştım onunla. Keşke yeniden tanışabilsem onunla, emin olun bayım her şey daha farklı olurdu. Biraz önce yine tahmin edeceğiniz gibi onunla kahve içtik. Ve bindirdim otobüsüne gönderdim. Eskiden evine kadar bırakırdım. “Aklım kalacağına bırak da eve geç kalayım.” derdim. Gülerdi. Çok güzel güler bayım. Kadınlar böyledir işte, bir gülüşleriyle insana her şeyi yaptırabilirler. Artık bırakmam bayım. Mesafemi korumalıyım. Ya da başka bir deyişle haddimi bilmeliyim. Çünkü zaman boşluğu affetmez. Şimdi onun sevgilisi var, “Allah tamamına erdirsin.” demek geliyor bir tek elimden. Şimdi arkadaşlığı da bitiremiyorum. Çünkü ben hiçbir şeyi bitiremem bayım. Ucu açık cevaplardan nefret ederim ama yaptığım her işin ucunu açık bırakırım. Benden tiksinmesi için elimden ne geldiyse yaptım, inanın bayım gerçekten bayım. Ama benden tiksinmiyor, benden nefret etmiyor. Şaşırtıcı bir şekilde benden bir çıkarı olmadan benimle takılıyor. Bu daha çok zoruma gidiyor. Aslında bundan mutlu olmam gerekir. Ama olamıyorum. “Neden?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim bayım. Neden mi, çünkü bunda da başarılı olamadım. Birini kendimden nefret ettirmekten bile acizim. Neyse bayım aradaki yıllara gelelim. Buralar biraz hızlı geçecek. O başka bir şehre gitti. Kurtuldum dedim. Ucuz yırttık dedim. Ama o iş de öyle olmuyormuş işte bayım. Neyse 2 yıl, yılda maksimum 2 görüşmeyle geçti. Sizin takviminiz bayım 2016’yı gösterdiğinde başıma gelmeyen kalmadı. İstanbul’dan sürüldüm. Sürgünüm 2 ay sürecekti, ancak o 2 ayda yaşadıklarım 20 yıla bedeldi. Çok farklı bir şehre sudan çıkmış balık gibi atıldım. Ve yolculuk esnasında baktım ki, ben bir yere varmaktan değil yolculuk yapmaktan hoşlanıyorum. Artık yolculuklarım bitmeyecekti. Çünkü, bir insan kendisini mutlu eden bir şeyi bıkana kadar yapardı. Bende bu işin bokunu çıkarmalıydım. Onun olduğu şehre gittim. Sadece “bir kahve” içmek için. Onunla bir kahve için. Hayatımdaki en mutlu, en uzun ama aynı zamanda en kısa süren yolculuktu. 4 saat hayatım boyunca hiç bu kadar uzun ve bir o kadar da kısa gelmemişti. “Yollar hiç çekilmezdi eğer, sonunda vereceğim kişiye vermeseydim değer.”. 2016 yılında onunla ilk, ancak aynı zamanda onunla içtiğim kırkıncı kahveydi bu. Tadı bundan güzeldi, sanırım. Toplam 40 kahve sonunda farkettim bayım, bir kahvenin 40 yıl hatırı olmadığını, 40 kahvenin de bir yıl etmediğini. Bayım az bir sayı değil bu, 40. 40’ar kahve yapar bu 2’şerden. Her şer’de bir hayır vardır da iki şer’de koskocaman bir “HAYIR!” vardır, bayım. 80 kahve yapar bu bayım. Ve bu sistemde ortalama bir kahveye 10tl dersek, eder size 800tl. 800tl, 5 kişilik bir ailenin bir aylık geçim parası. Yol ücretidir, kahvenin yanında pastasıdır faso fiso. Bunları saymayın. Kahve parasını da geçin. Alt tarafı bir kahve. Maddiyat ya da ücreti değildir onu değerli kılan, ama manevi bir değeri de yok mudur bayım?
+ Yok, evladım. Yokmuş yani.
-Peki ya geçen değersiz zamanım? Kurduğum düşler? Onca şey, boşa mı?
+Boşa. Üstüne soğuk su iç diyeceğim ama onun için eve gitmen lazım.
-Ben burada iyiyim bayım. Dört duvar araları size kalsın. İnanın, sokaklar sakinken daha güzel. Yine konuyu eve getirdiniz bayım. Hayret edilesi bir kişiliğiniz var.
+Senin yok mu?
-Ben kişiliğimi, karakterimi, bana ait ne varsa her şeyimi 2012’de bıraktım bayım. Takvimim ilerlemez, kahvem soğumaz. Sigaram bitmez, bedenim üşümez.
+Ah be evladım, ne yaptın sen kendine bu gencecik yaşında.
-Bir kahve daha içer miyiz bayım?

tarantino

Hayata bir türlü tutunamadık. Hep ince çizgilerle kaybettik. Belki de hiç kazanamadık. Ama çok sevdik. Sevilmeyi az da olsa tattık. Ancak hiçbir zaman sevdiğimiz kadar sevilmedik.

Latest posts by tarantino (see all)

Article Categories:
Hikaye Öykü

Hayata bir türlü tutunamadık. Hep ince çizgilerle kaybettik. Belki de hiç kazanamadık. Ama çok sevdik. Sevilmeyi az da olsa tattık. Ancak hiçbir zaman sevdiğimiz kadar sevilmedik.

Leave a Comment

error: Siz yazdıysanız, giriş yapıp düzenle sekmesinden kopyalayabilirsiniz.