Ara 6, 2017
154 Views
3 0

Başka Nasıl Anlatılır ?

Written by

Çekildim köşeme, hayatın bana getirdiklerini kabullendim. Belki içten içe barıştım bile kendimle. Ve beni kendime küstürenlere, hayata küstürenlere. Artık birşeyleri beklemiyorum. Gelmeyenlere özlemim bitti. Ya da ben tükendim. Ya da ben kendime yetmeye başladım. Bilmiyorum. Bilmediğim ne kadar şey olduğunu yeni yeni fark ediyorum.

Artık yalnızlığımı kabullenip onunla sıkı bir dost oldum. Aramıza kitaplar bile giremiyor. Eşyalar anlamsızlaşıyor yeri geldiğinde. Sanki sağır oldum yalnızlıktan başka her şeye. Bazen hediye olarak mutluluk getiriyor bana. Kimselere göstermeden, gizliden gizliye. Köşede kendi kendine gül. Ama sonra bir sigara yak diyor fısıldayarak düşüncelerime. Aramızdaki bağ o kadar güçlü bir hale geldi ki, birbirimizi bırakamıyoruz artık. Sürekli beraberiz her yerde, geçen her saniyede.

İlk zamanlar ne kadar kızsam da, ne kadar söylensem de, artık kızamıyorum ona. Beni bu zamana kadar yalnız bırakmayan çünkü o, beni terk etmeyen. Nasıl kızabilirsin ki her zaman yanında olan bir şeye. Bazen bir odada, bazen okulda, bazen sokakta, bazen insanların yanında…

Kıskanır beni hep yalnızlığım. Dünyaya ait, hatta bana ait olan her şeyden. Damarlarımda, her hücremde hissederim ettiği sitemi, verdiği acıyı, yanma hissini. Gözlerim dayanamaz bazen ıslanır yavaş yavaş. Yüreğim batmaya başlar bulunduğu yere. Üşürüm bir yandan yanarken içimde. Ellerim terler, tir tir titrerken.

Hafif bir kızgınlık göstersem, hafif bir isyan etsem, hemen affettirirdi kendini ilk zamanlarda. Gözlerimi usulce kapatarak, bir uykuda. Ama hatırlatabildikleri kadar var olduklarını sonradan öğrendim rüyaların. Ve bir o kadar gerçek olmadıklarını sonradan kabullendim. Bir yalandı bana sunduğu, bile bile kabullendim.

Farkedince bir gün gerçekleri, bıraktı ansızın yalan söylemeyi. Artık benim bildiğim iyi kavramına ait rüya görmüyorum. Aramız bozulunca, bıraktı kabuslara kendini tabi . İlk tanışmamız zorlu geçmişti kabuslarla. Gerçek olmadığını bilsem de kendimi kötü hissederdim. Sonradan alıştım. Umursamıyorum artık. Çünkü değişen tek şey, bir anlam ifade etmeyen karşımdaki saatin akrebi ve yelkonavıydı uyanınca.

Karanlıktan hoşlanmazdım çok eskiden. Korkardım, kalamazdım, oturamazdım bir kaç dakikadan uzun bir süre, ışığın olmadığı yerde. Sevdirdi bana en sonunda karanlığı, en yakın dostum. Neden nefret ediyorsam sevdirdi bana. Neden mutlu oluyorsam anlamsız kıldı. Ters yüz etti beni. Ama kızamıyorum. Elimde değil. Kopamıyorum ondan. Hep o haklı çıkar çünkü tartışmalardan. Hep o kazanır. Ben üzgün üzgün köşede oturur özür dilerim. Özür dilemeyi bana o öğretti. Kaybetmenin sanki bir kazanmak olduğunu o gösterdi. Bir depremdi beni her seferinde yerle bir eden o. Sonra kendi istediği şekilde yeniden inşa eden.

Annem dostlarını iyi seç derdi hep. Hayatını onlar belirler yeri geldiği zaman. Sordu annem, söyleyemedim geçen. En yakın dostumu, yalnızlığımı. Kendisi başka kimsenin bilmediği gizemli biri olarak kalmak istiyor bencilce çünkü. Kıramıyorum onu, napayım, söyleyemiyorum kimseye işte. Bana dostunu sor sana kim olduğunu söyleyeyim diye bir söz var ya hani ; ben kimim peki diye soruyorum kendime ? Sorunun yüzlerce cevabı var biliyorum, söylenecek. Ama duymak istemiyorum. Kaçıyorum kendimden, sağır oluyorum, kendime. Bir türlü cevap veremiyorum.

Ve hayat dalga geçercesine bir şekilde geçiyor sırıtarak gözlerimin önünden, tutamıyorum…

brfkorucu
brfkorucu

Latest posts by brfkorucu (see all)

Article Categories:
Deneme · Hayata Dair · Mektup · Psikoloji

Leave a Comment

error: Siz yazdıysanız, giriş yapıp düzenle sekmesinden kopyalayabilirsiniz.