Kas 23, 2016
2096 Views
3 4

ALTIN ÇAĞ ÖLÜMSÜZLÜĞE GİDEN YOL(HİKAYE)

Written by

 

ALTIN ÇAĞ ÖLÜMSÜZLÜĞE GİDEN YOL

Bir gün, dağın başında bir köyde, bir çoçuk dünyaya gelir.Bu çoçuk diğer çoçuklardan farklıdır.Çünkü bu çoçuk büyüdüğün de dünyayı değiştirecektir.

Bu çoçuğa, Mustafa ismi verilir.Mustafa çok ilkel bir ortamda dünyaya gelmişdir.Çevresindeki insanların hepsi cahil ve fakirdir.

Mustafa diğer çoçuklardan farklıdır.Pek ağlamaz.yaramazlık yapmaz ,sorun çıkarmaz,  ,her zaman uyumlu ve uslu bir çoçukdur.Ama Mustafanın farklılığını kimse anlayamaz.Çünkü bu faklılığı anlabilmek için akıllı olmak gerekmektedir.Cahil insanlar böyle bir akıldan yoksun olduğu için , böyle bir farklılığı hiçbir zaman anlayamazlar.

Mustafa henüz üç alıkken hasta olur.Mustanın babannesi. Cahil biridir, Mustafanın annesine “Mustafa ya bir daha kendi sütüne verme ,senin sütün yaramıyor der” Mustafa nın annesi cahil olduğu için ve karşı gelme şanşı olmadığı için kabul eder,bu saçma isteği,Mustafa anne sütü içemediği için fazla gelişemez.Yaşıtlarına bakarak  daha küçük ve daha zayıf bir çoçuk olur.Kemik ve kas yapısı fazla gelişmez.Hayatı boyunca kısa boylu ve zayıf bir insan olur.Ama Mustafa nın zayıflığı fiziğindedir,Yüreğinde değil,Mustafanın o kocaman yüreği ,küçüçük  bir bedende hapsolmuşdur artık

Çevresindeki insanların cahilliği Mustafa ya sürekli zarar verir. O da cahillikden nefret eder.Eğitimin önemini anlar,İçinde ilme karşı büyük bir istek duyar.

Mustafa fakir ailenin çoçuğudur,O yüzden fakirlikeden nefret eder .Zengin olma hayalleri kurar .Fakirliğin ne kadar kötü bir şey olduğunu küçük yaş da fark eder.

Fiziksel olarak çok zayıfdır Mustafa o yüzden uykusu çok ağırdır.Bu yüzden geceleri sürekli altına ıslatır.Mustafa nın altına ıslatması çok uzun bir süre devam edecektir.

Mustafa nın altını ıslatmasına babası tepki gösterir. “diğer çoçuklar altına ıslatmıyor, sen kocaman adam  oldun hala altını ıslatıyorsun” der ,Hatta bu yüzden sürekli döver küçük Mustafayı.Oysa Mustafa diğer çoçuklar gibi değildir.Diğer çoçuklar güçlüdür.Mustafa ise zayıf…

Küçüçük bir çoçuk olmasına rağmen sürekli haksızlığa maruz kalır Mustafa.Mustafa yı döven sadece babasıda değildir.Annesinden ve çevresinde ki insanlardan sürekli dayak yer.Mustafa yaşıtlarına bakarak daha küçük bir çoçukdur.O yüzden  arkadaşları sürekli hor görür ve döver Mustafa yı…

Bir insan için hayatının en güzel dönemi ,çoçukluk dönemidir.Ama bu Mustafa için geçerli değildir bu.Çünkü çok kötü bir ortamda yaşamaktadır.Onun için çoçukluk hiç bitmeyen bir kabus gibidir.

Yaşadığı olaylar Mustafa yı olumsuz etkiler.Mustafa içine kapanır ve çekingen bir çoçuk olur.İnsanlardan korkar.Hiç kimsenin yüzüne bakamaz,Sürekli önüne bakar .İşde bu yüzden kambur birisi olur. Ama onu kambur yapan,insanlardır, cehalettir,toplumdur.Mustafa bu kamburluğu  bir ömür boyu sırtın da taşır.

Mustafanın kardeşleri ,Mustafa ya hiç benzemez.Çok sorunlu tiplerdir.Sürekli yaramazlık yaparlar ve her şeyi Mustafanın üzerine atarlar.O yüzden  Mustafa kardeşlerini hiç sevmez. Kardeşleri de onu sevmez.Sürekli kavga ederler.Kardeşleriyle konuşmaktansa ,susmayı tercih eder Mustafa,çevresinde konuşabilecek biri olmadığı için bir ömür boyu susar.

Mustafa nın çevresinde bir şeyler paylaşabileceği biri yokdur.O da kendi kafasında bir hayal dünyası yaratır.Sürekli hayaller kurar .Hayal gücü çok aşırı bir şekilde gelişir.

Bir çoçuğa “büyüyünce ne olacaksın “diye ,sorduğunuz zaman ,tüm çoçuklar aynı cevabı verir. Hepsi ben doktor olucam, mühendis olucam ,öğretmen olucam der.Mustafa ise bu soruya hiçbir çoçuğun hiçbir zaman vermeyeceği bir cevap verir.”ben dünya yı değiştiricem “der.Ona kimse inanmaz,Herkes onunla dalga geçer.Herkes ona güler.Ama çok güzel bi söz vardır.Son gülen iyi güler.

Her çoçuk gibi okula gitmeyi çok ister Mustafa , altı yaşında okula başlar.Sınıfın da ki herkes yedi yaşındır.Sınıfın da ki ve okulundaki en kısa çoçukdur Mustafa.Dogal olarak bu durum onda bir komplekse dönüşür.Sınıf arkaşlarının bazıları tam bir zorbadır.Mustafa yı sürekli rahatsız ederler.

Mustafanın öğretmenleri şiddet kültürüyle büyümüş insanlardır. Onlara göre bir öğretmenin . bir öğrenciyi dövmesi  gayet normaldır.Çünkü kendileri de öğrenciyken öğretmenlerinden sürekli dayak yemişlerdir.O yüzden sürekli kendi öğrencilerini döverler.Mustafa da bu şiddet kültürün de sürekli olarak nasibini alır.

Sınıf arkaşlarını ,öğretmenlerini ve ailesini sevmez küçük Mustafa.Çünkü Mustafa zalimleri sevmeyecek kadar mert bir insandır.Mert olan biri, zalimleri sevemez.

Bir gün okulda öğretmen öğrencilerine “I” harfini öğretmeye çalışır. Bu harfi herkes gayet düzgün bir şekilde yazmayı başarır.Ama Mustafa başaramaz.Mustafa nın yaptığı “I” harfi  o kadar eğri büğrüdür ki, “S” veya “Z” harfine benzemektedir. O gün Mustafa diğer çoçukladan farklı olduğunu anlar.Ama bu farklılığı anlayamaz.Çünkü o henüz küçük bir çocukdur.

Sınıf arkaşlarının içinde güzel bi kız vardır.Bu kız Mustafa nın ilgisini çeker.Bu kız kurşun kaleminin, ucu kırıldığında, sınıfın içindeki çöp tenekesinin yanına gider.Kurşun kalemini yontarak açmaya başlar.Mustafa bu durumu ne zaman görse,kurşun kaleminin ucunu kırar .Daha sonra çöp tenekesinin yanına gider ve bu güzel kızın yanında kalemini yontar.Bu güzel kızın yanın da durmak,Mustafa için yeterlidir.Mustafa nın  yaptığı bu eylemin nedeni ,karşı cinsiyete duyduğu ilgilidir.Henüz altı yaşında karşı cinsiyete ilgi duymaya başlamışdır küçük Mustafa.

Sınıf arkadaşları Mustafa yı sürekli rahatsız eder.O da kendini savunmak için sürekli kavga eder.Sürekli kavga ettiği için,kavga edebilme  yeteneği çok aşırı gelişir.Başka bir deyişle çok iyi dövüşür.Hatta bazen kendinden çok daha iri yarı insanları bile döver.Ama bu yetenek hayatının bazı dönemlerinden yok olur .Sonra tekrar ortaya çıkar.

Herkes bir takım tutmaktadır.Mustafa da bir takım tutmak ister.Babası Trabzonsporlu olduğu için o da Trabzonsporlu olur.Mustafa nın memleketi Karabük dür ama Trabzonsporu tutar.

Sınıf arkaşlarının hepsi Mustafa gibi ,Karabüklüdür.Birgün okula yeni bir öğrenci kayıt olur.Bu öğrenci Mustafa nın olduğu sınıfa verilir.Bu öğrenci diğer öğrecilerden farklıdır.Memleketi Trabzondur,Trabzonspoludur ,sarışındır ve çok güzel bir kız çoçuğudur.Mustafa onu gördügün de hemen aşık olur.Henüz dokuz yaşındadır .Ama aşık olmuşdur küçük Mustafa…

Aşık olduğu kızın yanına gider ve kendisinin de Trabzonsporlu olduğunu söyler.Aşık olduğu kız bu duruma hep olumlu tepkiler verir.Zaten sınıf da sadece iki Trabzonsporlu vardır.Biri Mustafa diğeri ise aşık olduğu kız  , o yüzden çok iyi arkadaş olurlar.

Birgün bir öğretmeni Mustafa nın diğer çoçuklardan farkı olduğunu anlar.Mustafa nın ,matematik ve siyaset gibi konularda üstün yetenekleri olduğunu fark eder.Diğer çoçuklar ,çarpım tablosunu bile bilmediği halde,Mustafa üç haneli ,dört haneli ,rakamları ,kendi aklından yani kağıt kalem hesap makinası kullanmadan çözmektedir.

Bu öğretmem bazen ders de siyaset  konuşur.Sınıf da ki hiçbir öğrenci ,siyasetin ne olduğunu bile bilmez.Ama Mustafa bu konuda çok bilgidir.Çünkü dünya yı anlamaya başlamışdır.Henüz dokuz yaşındadır ama kendisine sorulan her soruya, mükkemmel cevaplar vermektedir.

Birgün  ,ailesiyle birlikte televizyon izlemektedir , Mustafa.İzledikleri kanal  İnter Star dır.İzlediği program,Haktan Akdogan ın sunduğu “ufo gerçegi “ adlı programdır.Bu program ufoları ve uzaylıları anlatmaktadır.Mustafa o güne kadar ,uzaylılar hakkındı hiçbir şey duymamışdır.Bu onun uzaylılarla ilk tanışmasıdır.Uzaylılara karşı içinde büyük merak ve ilgi oluşur.Bu programı her hafta seyreder.Henüz on yaşındadır ama uzaylılar hakkında çok bilgilidir.

Mustafa nın sınıf öğretmeni her sabah öğrencilere ,izlediğiniz,haberleri anlatın der.Mustafa da hergün öğretmene ufoları  anlatır.Bir gün, Amerika da ufo görülmüş der.Başka bir gün, Türkiye de ufo görülmüş der.Hergün her sabah ufolardan bahseder.Çünkü onun için ufolar ,bir hayat felsefesidir.

Güzel olan her şeyin, bir sonu vardır.Bir gün “ufo gerçegi” programı biter.Artık  Mustafa nın uzaylılar konusunda yeni bilgiler öğrenebileceği bir kaynak yoktur.O yüzden uzaylılar konusuna bir süre ara verir.

Her çoçuk çikolota yemeyi sever,Mustafa da öyledir,ama Mustafa nın çikolota alacak parası yokdu,çünkü ailesi fakirdi ve ona harçlık vermiyordu. O yüzden birkaç defa hırsızlık yapdı.ama hırsızlığın kötü bir şey olduğunu anladı.Hırsızlığın İslama göre çok büyük bir  günah olduğunu ,kul hakkı olduğunu öğrendi.Tövbe etti, pişman oldu.o gün kendi kendine bir söz verdi.”hayatım boyunca fakir olsam  da ,açlık dan ölsem de,bir daha hırsızlık yapmıyacağım “dedi, verdigi sözde durdu küçük Mustafa.Hayatı boyunca fakir oldu, ama harama el uzatmadı.

Bir gün kendi kendine bir söz verdi Mustafa .Şöyle dedi kendine “ben hayatım boyunca ,hep iyi bir insan olacağım.Herzaman doğru olanı yapacağım” dedi ,verdiği sözü tuttu,küçük Mustafa.Çünkü böyle yaparak bir farklılık yaratacağını biliyordu.

Başka bir gün şöyle bir söz verdi kendine”ben hiçbir zaman argo bir kelime kullanmayacağım.Hiç küfür etmeyeceğim.her zaman kibar biri olacağım ”dedi.Çünkü o herkesin küfür ettiği bir dünya da ,hiç küfür etmeyerek,bir farklılık yaratacağını biliyordu.

Tüm çocuklar futbol oynamayı sever, Mustafa da öyleydi.Futbol oynarken harikalar yaratıyordu.Futbola yeteneği olduğunu anladı.Futbolcu olmayı  çok istedi ama olamadı.Çünkü yaşadığı şehir de spor yapabileceği bir kulüp yokdu.Başka bir  şehre de gidemezdi.Çünkü fakirdi.Sporun,spor tesisinin,spor kulübünün değerini anladı.

Orta okula başladı küçük Mustafa ,ama orta okul yılları ,ilk okul yılarından bile daha kötü geçdi.Yeni arkadaşlarına alışmak da zorluk çekdi.

Hayatının bu döneminde ,bir ara şans oyunlarına ilgi duydu.Ona göre şans oyunu demek ,kısa yoldan zengin olmak demekdi.Ama şans oyunların da hiçbir zaman başarılı olamadı.

İçinde bir boşluk vardı Mustafa nın , o boşluğu futbolla doldurdu.Sadece futbol düşünen sadece futbol konuşan , tek yönlü biri haline geldi.

Öğretmenleri  bazı konular da Mustafa ya büyük haksızlıklar yapdı.O da öğretmenlerini inat yaramazlık yapmaya başladı.Ama Mustafa bu yaramazlık konusunu çok abarttı.Hatta bir gün geldi okulun en yaramaz öğrencisine dönüşdü.Sivil hayatta dünya nın en uslu çoçuğuydu.Ama okul da, okulun en yaramaz öğrencisiydi.

Eğitim sistemi yüzünden Mustafa nın matematiğe olan yeteneği yok oldu.Çünkü öğretmenler çok hızlı ders işliyor, hiç kimse hiçbir şeyi anlamıyordu.Dersler konusunda son derece vasat bir öğrenciydi Mustafa .Ama bu onun suçu değildi .Eğitim sisteminin  suçuydu.

Orta okul yıllarında ergenliğe girdiği için ,testeron hormonu çok yükseldi Mustafa nın.Doğruyu yanlışı ayıramadığı için ,çevresin de ki kızları rahatsız etti.Mustafa nın yapdığı ,son derece kötü bir şeydi . Bir gün hatasını anladı ve bir daha hiç kimseyi rahatsız etmedi.

Lise yıllarında ,yaramazlık konusunda ,destan yazdı Mustafa.Defalarca kez disipline gitti.Kınama cezası aldı.Hatta bir keresin de okuldan atıldı.Ama aldığı ceza daha sonra uzaklaştırmaya çevrildi.

Dersler konusunda çok dengesiz bir öğrenciydi ,Mustafa. Bir dersi ya çok severdi,ya da nefret ederdi.Sevdiği derslerden her zaman ,yüz üzerinden yüz alırdı.Nefret ettiği derslerden ise her zaman sıfır alırdı.

Yapdığı yaramazlıkar yüzünden , kendi okulunda ve yaşadığı şehir olan ,Karabük ün Eflani ilçesinde,adeta bir şehir efsanesine dönüşdü.O herkesin gözün da dünyanın en yaramaz öğrencisiydi artık.

Sosyal bir hayatı yokdu.O yüzden okula sırf yaramazlık yapmak için gidiyordu.İlk okulu ve orta okulu hiç sevmemişdi.Ama liseyi çok sevdi.Kendini yaramaz yaparak ifade ediyordu.Bu şekilde bir farklılık yarattığına inanıyordu.

Lisedeyken  felsefe öğretmenine aşık oldu.Öğretmenin gözüne girebilmek için ,felsefe kitabını yalayıp yuttu.Dışardan bakıldığın da bu olay tesadüf gibi gelebilir.Ama bu olay tesedüf değildi.Çünkü bir insanın dünyayı değiştirebilmesi için mutlaka felsefe bilmesi gerekmektedir.Mustafa da öyle yaptı zaten.Felsefe bilgilerini sürekli geliştirdi ve kendi hayat felsesini yapdı.

Lise bittikden sonra Safranbolu da ,üniversite okudu Mustafa.Okulda ki diğer öğrencilerden farkı, her önüne gelenle tanışmasıydı.Okul da bin civarında  öğrenci vardı.Okulda ki öğrencilerin çoğuyla tanışmayı ve arkadaş olmayı başardı.Diğer öğrenciler onun ne yapmaya çalışdığını anlayamadı.Herkes birbirine “bu çoçuk niye herkesle tanışıyor” dedi.Mustafa nın amacı, insanları tanımakdı.Çünkü insanlar tanımak demek kendini tanımak demektir.Kendini tanımak demek hayatı tanımak demektir.Hayatı tanımayan biri dünyayı değiştiremez.O yüzden herkesle tanışdı ama kimse onu anlayamadı.Anlamalarına da , gerek yok zaten.

Üniversiteyi bitirdikten sonra iş hayatına atıldı Mustafa.Düzce de iki sene garson olarak çalışdı.Çevresin de  piskopat insanlar vardı.Sürekli onu rahatsız ediyorlardı.Mustafa yirmi bir yaşındaydı.Ama yaşadığı olumsuz olaylar yüzünde hiç özgüveni yokdu.Kendini savunmakdan bile acizdi.Bunun böyle gitmeyeceğini anladı.Önce kitap okumaya başladı.Her çeşit kitap okudu.Kendini zihinsel olarak geliştirdi.Ama kitap okumanın yetmeyeceğini biliyordu.On altı ay boyunca Kun fu eğitimi aldı.Kendini savunmayı öğrendi.Kendini fiziksel olarak ,çok geliştirdi.Hem zihinsel hem fiziksel olarak gelişdiği için ,özgüven sahibi olmayı başardı.

İçinde ki özgüven duygusunu, çok  geliştirdi.Mutlak özgüvene ulaşdı.Mutlak özgüvene sahip bir kişi başına ne gelirse gelsin,özgüveni azalmaz.Mutlak özgüvene sahip bir kişi  her şeyi başarabileceğine inanır.Böyle bir kişi için ,imkansız diye bir şey yokdur.Bir gün, Mustafa , için deki bu mutlak özgüven sayesin de dünyayı değiştirecektir.Bunu biliyordur zaten.

Her sektörde çalışır Mustafa ,ama hiçbirinde başarılı olmaz.Çünkü o diğer insanlar  gibi ,işçi olmak için yaratılmamışdır.O  dünyayı değişitirmeki için yaratılmıştır.Hiçbir iş ona göre değildir zaten.

Çalışdığı her yerde dışlanmışdır Mustafa.Çünkü onu gören herkes onun farklı olduğunu anlamışdır.İnsanlar kendine benzeyenleri severler,ama kendine benzemeyenleri sevmezler.O yüzden Mustafa yı iş hayatın da hiç kimse sevmedi.Herkes Mustafa nın tuhaf biri olduğun düşündü.Herkes kaytarıyordu ama Mustafa kaytarmıyordu.Herkes ,her malzemeyi israf ediyordu ama Mustafa hiçbir şeyi israf etmiyordu.Herkes her şeye karışıyordu ama Mustafa hiç kimseye karışmıyordu.Mustafa sadece işini yapardı ,kimseye karışmazdı.Sadece soru sorulduğun da cevap verirdi.Herkes müdüre ,amire, patrona dalkavukluk yapardı ama Mustafa yetkili kişilerle muhatap bile olmazdı.O   yüzden Mustafa nın etrafında ki herkes ,ona karşı ,çekememezlik yapardı.Sürekli Mustafa yı şikayet eder ona iftira atardı.Bu yüzden Mustafa, hiçbir yerde tutanamadı.Heryerden kovuldu.Herkes tarafın da dışlandı.

Mustafanın yerinde başka bir insan olsaydı.İnsanlardan nefret ederdi.Çünkü insanlar dan hayatı boyunca sadece kötülük gördü ama yine de nefret etmedi insanlardan,kendine farklı bir yol çizildi.Kötülüğe ,iyilikle cevap verdi.Nefrete ,sevgiyle cevap verdi ama kimse onun değerini anlamadı.Anlamasına da ,gerek yokdu zaten.

Mustafa  Bolu da bir fabrika da ,iki sene boyunca çalışdı.Bolu da çalışırken ,sürekli Boluspor un maçların gitti.Çünkü Mustafa Anadolu takımlarının hepsini çok seviyordu.Boluspor da bir Anadolu takımı olduğu için,elinden geldiği kadar Boluspor a destek verdi.İlk başda sadece futbol maçlarına gidiyordu.Bir gün bir değişiklik olsun diye ,basketbol maçına gitti.O güne kadar, futbol hariç diğer takım sporlarının zevkli olmadığını düşünüyordu ama basketbol maçı izleyince fikri değişdi.Basketbolun futboldan daha zevkili olduğunu anladı.Daha sonra voleybol ve hentbol maçlarına gitti.Her sporun zevkli olduğunu keşfetti.Taraftarlık, spor,spor kültürü ,tezehürat gibi konular da çok şey öğrendi.

Bir tekstil fabrikasında çalışırken,bir kadına aşık oldu.Bu aşk, piletonik bir aşkdı. Dogal olarak aşk acısı çekti.Çektiği acılar ,aşkı ve aşk acısını daha iyi anlamsını sağladı.Aşk üzerine kafa yordu.Aşkla ilgili çeşitli felsefeler yapdı.Gerçek aşkın yaratıcıya duyulan aşk olduğunu fark etti.Başka bir insana duyulan aşkın, sadece acı getirdiğini anladı.

Yirmi beş yaşına gelmişdi Mustafa .Uzaylılar ,altın çağ gibi konuları ,yedi gün yirmi dört saat düşünmeye başlamışdı.Bir gün dünya yı değiştireceği onun içine doğuyordu sanki.Uzaylılarla iletişim kurmak istiyordu.Bu konuya çok yogunlaşdı.Uzaylılarla iletişim kurup ,onlardan çeşitli teknoljiler alacağına inanıyordu.Sürekli dünya yı değiştirebilecek ,planlar yapıyordu.Hayal gücü çok gelişmiş biri olduğu için,gelecek de bu teknolojiyle neler yapacağını planladı.Bu planları sürekli değiştirdi.Sürekli geliştirdi hayallerini. Bir gün geldi planları ve hayalleri mükemmeliğe ulaşdı.Çeşitli sistemler ve projeler üretti.Mustafa tüm projelerini tamamladığı zaman,  yeni bir çağ başlayacakdı .Bu çağın ismi altın çağ olacakdı ve bu çağ, sonsuza kadar sürecekti.

Bir gün kendini düşündü.Hiç bir yeteneği yokdu Mustafa nın.Oysa o herkesin bir yeteneği olduğunu biliyordu.Kendi kendine, acaba uzaylılar bana sanatsal bir yetenek verebilir mi diye düşündü.Çok kısa bir süre sonra ,bir mucize oldu.Ona çeşitli ilhamlar geldi, çok kısa bir sürede ,binlerce şarkı yazdı .Binlerce şiir yazdı.Hikayeler ,romanlar yazdı.Yirmi beş yaşına kadar hiçbir yeteneği olmayan biri ,nasıl oldu da ,sihirli değnek değmiş gibi bir anda değişdi.Mustafa bu sorunun cevabını biliyordu.Uzaylıların kendini duyduğuna emindi.Çünkü uzaylılar düşünceleri ,görüntüye ve yazıya dönüştürebiliyorlardı.Zaten uzaylılar aslında dünyada ki her şeyi biliyordu.Çünkü bizi uzakdan sürekli izliyorlardı.Mustafa uzaylılar konusunda çok bilgiliydi. Yaşadığı bu olay sayesinde gaza geldi.Artık dünya yı değiştireceğine daha çok inanmaya başladı.Ama her şeyin Allah dan geldiğini biliyordu.Mustafa nın gözünde uzaylılar sadece bir vesileydi.

Mustafa dünya da ki tüm sorunları araştırdı.Bu sorunların çözümünü de araştırdı.Her sorun için çözümler üretti.

Dünya da ki en büyük sorunun ölüm olduğunu anladı Mustafa.Kendisi ölümden korkmuyordu, ama bunun bir önemi yokdu.Çünkü ölüm herkese zarar veren bir olguydu.Mutlaka bu soruna bir çözüm bulmalıydı.Ölümsüzlügü bulmak zorundaydı ama bu herkesin gözünde bu,imkansız bir şeydi.Peki nasıl bulacaktı ölümsüzlüğü, bu konuyu çok araştırdı.İnternete baktı.İnternette  bir yazı okudu.Bu yazıya göre, bir bitkiye çok iyi bakıldığında o bitki sonsuza kadar yaşıyabiliyordu.Bitkilerin de insanlar gibi bir ruhu vardı.Bitkiler de insanlar gibi canlıydı.Eğer bir bitki ölümsüz olabiliyorsa ,dogal olarak bir hayvan veya bir insan da ölümsüz olabilirdi.Ölümsüzlüğün mümkün olduğunu anladı.Kitaplar okudu,ansiklopediler karıştırdı.Hayal gücünden ve teçrübelerinden yararlandı.Bu konuya çok yoğunlaşdı.En sonun da aradığı cevabı buldu.

Bilimsel olarak labaratuar ortamında yapay et yapılabilir.Yapay et yapılıyorsa ,yapay organ da yapılabilir.Yapay organ yapılıyorsa, yapay vücutta yapılabilir.Yapay bir vüçudun gerçek vüçutla birebir aynı olması gerekmektedir.Bilimsel olarak bunların hepsi mümkündür.Yapay bir vüçutla ,gerçek insanı ,yan yana getirin.İkisinin de her yerine çeşitli kablolar ve aletler takın.Gerçek insanın ruhunu ,yapay bedene aktarın.Bu işlem sayesinde, bu  ruha yeni bir beden vermiş olacaksınız.Bu yapay bedenin de, bir gün ömrü bitecektir.Siz aynı işlemi  ,her defasında ,yaparsanız.Sonsuza kadar yaşarsınız ,yani ölümsüz olursunuz.

 

Ölümsüzlüğü bulmuşdur Mustafa ama başka şeylerde bulmak zorundadır.Bunlardan biride Zaman da yolculukdur.Zaman da yolculuk tıpkı ölümsüzlük gibi imkansız bir şeydir,insanların  gözünde,çok kafa yarar bu konuya ,yine araştırmalar yapar.Zaman da yolculuk konusuna yogunlaşır.Bu konun çok karışık bir konu olduğuna anlar ama yine de pes etmez.Çünkü onun için imkansız diye bir şey yokdur.Zaten marifet imkansızı mümkün yapmakdır.Çok uzun bir süreçden sonra doğru cevabı bulur.

Zaman da yolculuğu anlayabilmek için ,önce boyutları anlamak gerekmektedir.Şimdi ki an(şimdiki zaman)  ve içinde bulunduğumuz evren tek bir boyuttur.Gelecek başka bir boyuttur, geçmiş de başka bir boyuttur.Aslında yaşadığımız her an farklı bir boyuttur. İnsanlık tarihinde düz hesap bir milyon tane farklı an (farklı zaman dilimi) olduğun hayal edin.Bu ,bir milyon tane, farklı boyut var ,demektir.Başka bir deyişle bu,bir milyon tane farklı evren demektir.Aslında sayısız an(farklı zaman dilimi)  ve sayısız boyut var.Sayısız da evren var.Zaman da yolculuk yapabilmek demek, başka bir boyuta geçebilmek demektir.Bir zaman makinası hayal edin,içinde bir tane insan olsun.Bu makina ve bu insan ,aslında moleküllerden oluşmaktadır.Zaman da yolculuk yapabilmeniz için ,bu molekülün önce başka bir enerjiye geçmesi gerekmektedir.Bu enerji bizim bildiğimiz enerjilere benzemez.Çünkü bu enerji, istediği şekle girebilen,İstediği boyuta geçebilen bir enerjidir.Zaman makinası ve içindeki insan önce, bu enerjiye dönüşür.Daha sonra başka bir boyuta geçer.Bu olay, bir anlık bir olaydır.Başka bir boyuta geçdiğiniz de ,istediğiniz zamana gidebilirsiniz.Geçmişe gitmek de ,gelecege gitmek de mümkündür artık.Başka bir boyuta geçdiginiz de,bu enerji tekrar eski halini alır.Makina yine makine olur.İnsan yine insan olur.Zaman da yolculuk hakkında anlattığım her kelime ,bilime ve mantığa yüzde yüz uygundur.Yani burada anlatılan  hiçbir şey hayal ürünü değildir.

Altın çağ başladıktan sonra  herkes ölümsüz olacaktır.Herkes mükemmel bir hayat yaşayacaktır,ama Mustafa nın kafasına bir şey takılır.Altın çağda herkes mutlu olacaktır ama peki ya altın çağdan önce ölen insanlara  ne olacak .Onların ne suçu var ,altın çağda yaşamak onlarında hakkı. O yüzden Mustafa ölen herkesi geri getirmek istemektedir ama bu ölümsüzlükden bile daha imkansız bir şeydir.Mustafa bu ,imkansız nedir bilmez .Her zaman ki, ne yapıp   ne eder ,bir çözüm bulur,Çünkü imkansız diye bir şey yokdur.

Cahil bir insana, ölüleri geri getirmek den bahsederseniz. Bunun imkansız olduğunu söyler.Siz cahilleri boş verin.Ben size ölülerin nasıl getirileceğini bilimsel olarak anlatacağım. Daha önce de söylediğim gibi bu hikayedeki hiçbir şey hayal ürünü değildir.Anlattığım her kelime bilimsel ve mantıklıdır.Önce ruhu hayal edin,ruh aslında bir enerjidir ama bizim anlayamadığımız  bir enerjidir.Bir insan öldüğünde bu enerji farklı bir boyuta geçer.Ben size zaman yolculuğu  kısmında ,başka boyutlara geçebilmekden bahsetmişdim.Yine aynı yöntemi kullanarak başka bir boyuta geçebilirsiniz.Gittiginiz  yerden istediğiniz ruhu getirebilirsiniz. O ruhu getirdikten sonra ,onu ,yapay bir bedene aktarın ,bu beden o ruhun sahibinin eski bedeniyle, bire bir aynı olsun, böylece. O  insan orijinal haliyle geri gelmiş olacakdır.Herkes ruhun başka bir boyuta gittiğine inanıyor.Bu sorun değil başka bir boyuta pekala geçilebilirsiniz ama ruh başka biri boyuta değil de ,bu evrendeki başka bir yere de gidebilir. O zaman ruhu getirmek çok daha da kolay olacaktır.Burada anlattığım her şey, saf bir teknolojiyle rahatlıkla yapılabilir.

Mustafa dindar insanların projelerine tepki gösterebileceğini anlamışdır.Çünkü herkes ölümsüz olduğunda ahiret  diye bir şey olmayacaktır.Dogal olarak dindar insanlar buna tepki gösterecektir.Dindar insanlar Allah ın böyle bir şeye asla izin vermeyeceğini söyleceklerdir.O yüzden dünya dinlerinin   hepsini araştırır.Böyleca Allah ı daha iyi anlamaya başlar ve şöyle bir sonuca ulaşır.Bu projelerin, hepsi faydalıdır, Allah faydalı olan bir şeye    niye karşı çıksın.Zaten tüm dinler bir gün altın çağın geleceğini anlatılıyor.Allah her zaman iyiler den yanadır.O yüzden Allah ın kendisine yardım edeceğini ümit eder.Zaten Mustafa yı yaratan da Allah dır.Uzaylıları yaratan da Allah dır.Herşey Allah ın yazdığı kader doğrultusunda işlemektedir ve Mustafa nın kaderinde altın çağı başlatmak vardır.

Hepinizin bildiği gibi, bir gün kıyamet kopacaktır.Mustafa bu konuyu araştırır ve konuda çözümler üretir.Kıyamet sadece bizim dünyamızda kopabilir.Sadece bizim güneş sistemimizde de kopabilir.Evrenin her yerinde de kopabilir .Diyelim ki evrenin her yerinde kıyamet kopdu.Bu  sorun değil,çünkü  ,çoklu evrenler teorisine göre,başka evrenler var. Başka evrenlere gidebiliriz.Başka evrenlerde yaşayabiliriz.  Büyük uzay gemileriyle dünyamızı ve içinde ki insanları ,başka bir evrene ışınlayabilirsiniz.Böylece kıyametin kopması bize zarar veremez.Başka bir deyişle, altın çağ sonsuza kadar devam edebilir.

Mustafa  projelerini ,hiç kimseye anlatmadı.Eğer anlatsaydı karşısındaki kişi ona ”bu projeleri yapmak imkansız ,sen delinin tekisin “ derdi.Mustafa insanları o kadar iyi tanıyordu ki, karşında ki insanın biraz sonra ne konuşacağını bile biliyordu.O yüzden, hiç kimseye anlatmadı projelerini,zaten anlatsa bile hiç kimse anlamıycakdı onu .Çünkü Mustafa nın projelerini,anlamak için alim olmak lazım.Herşeyi bilmek lazım.Bilimden teknolojiden, felsefeden anlamak lazım.Alim olan, her şeyi bilir.İmkansız diye bir şey olmadığını da bilir.Cahil olan kişi ise, hiçbir şey bilmez.Oturduğu yerden boş boş konuşur.Cahil kişi ,her şeye imkansız der.Cahil kişi,  her şeye saçma der .Asıl saçma olan, kendisidir ,bilmez.

Bir gün bu hikayeyi bir alim okuyacak, bu hikaye de ki, her proje hakkında, “mümkündür ,olabilir “diyecek. Başka bir gün, bu hikayeyi, bir cahil okuyacak”bu projeleri yapmak imkansız, böyle saçma şey olmaz” diyecek.

Herkesin imkansız dediği olaylar ,çok yakın bir zaman sonra gerçek olacaktır.Tüm tabular yıkılacak, batıl inançlar sonsuza kadar yok olacaktır artık.

Mustafa hayatı boyunca susmuşdur ,ama konuşma sırası artık ona gelmişdir.Çektiği acıların mükafatını yakında alacaktır.Herkes onun değerini anlayacaktır artık.

Uzaylılar, otuz yaşına gelene kadar ,Mustafa yla temas kurmazlar.Çünkü Mustafa nın kişisel gelişimini ve projelerini tamamlamasını beklerler.Mustafa nın bu seviyeye gelebilmesi,  tam otuz yıl sürmüşdür.Artık Mustafa nın kişiliği ve projeleri mükemmeliğe ulaşmışdır.Büyük günün geldiğini anlar Mustafa .Uzaylılar, yavaş yavaş yaklaşırlar Mustafa ya ,çünkü eğer birden karşına çıkarlarsa ,onu korkutabilirler.O yüzden bu temas, aşama aşama olur.Önce rüyalarına girerler.Her gece rüyasında uzaylıları görür Mustafa.Sonra ki aşama da Mustafa gökyüzünde ufo görür.Çoçukluk hayali gerçek olmuşdur artık.Davasında haklı olduğunu anlar .Daha sonra telepatik olarak uzaylılar Mustafayla temas kurarlar.Çok derin konularda sohbet ederler.Uzaylılar da aynı insanlar gibidir.Onların kafasında da, binlerce soru işareti verdir.Bilmedikleri her şeyi, Mustafa ya sorarlar.Her soruya teker teker cevap verir.Bu cevapları duyan uzaylılar, Mustafa nın verdiği her cevabın doğru olduğunu anlarlar.Hiçbir soruya bilmiyorum demez.Hayatın tüm sırlarını anlatır.Evrenin tüm sırlarını, hayatın anlamını ,felsefi(felsefe)  soruların cevaplarını uzaylılarla paylaşır.Son soruya cevap verdiğinde soru işareti diye bir şey kalamamışdır artık.

Hikayenin birinci bölümü ,burada bitmektedir.Altın çağın nasıl başlayacağı ,gelecek de neler olacağı,hikayenin ikinci bölümünde anlatılacaktır..Bu hikayenin hepsini okuduğunuz da , hayatın anlamını sizde öğrenmiş olacaksınız.İkinci bölümde görüşmek dileğiyle , hoşca kalın…

 

 

 

 

Article Tags:
·
Article Categories:
Fantastik

Comments to ALTIN ÇAĞ ÖLÜMSÜZLÜĞE GİDEN YOL(HİKAYE)

Leave a Comment

error: Siz yazdıysanız, giriş yapıp düzenle sekmesinden kopyalayabilirsiniz.